Jessie Buckley
Jessie Buckley, 28 Aralık 1989'da İrlanda'nın County Kerry bölgesindeki Killarney şehrinde dünyaya geldi. Annesi Marina Cassidy'nin tanınmış bir arp sanatçısı ve vokal koçu olması sebebiyle, Buckley'nin çocukluk dönemi müzikle iç içe geçti ve Royal Irish Academy of Music'te piyano, klarnet ve arp eğitimi alarak sanatsal altyapısını erken yaşlarda oluşturdu. Kariyerindeki ilk çıkışı, 2008'de BBC'nin yetenek yarışması olan "I'd Do Anything"e katılmasıyla gerçekleşti ve yarışmada ikinci oldu. Bu başarı ona West End tiyatrolarının kapılarını açarak "A Little Night Music" gibi önemli müzikallerde sahne aldı. Sadece bir müzikal oyuncusu olarak tanınmak istemeyen Buckley, Londra'daki saygın Royal Academy of Dramatic Art'ta (RADA) eğitim alarak 2013'te mezun oldu ve oyunculuk kariyerine derinlik kattı.
Televizyondaki ilk büyük başarısı, BBC'nin Tolstoy uyarlaması olan "Savaş ve Barış" (War & Peace) (2016) dizisindeki Prenses Marya Bolkonskaya karakteriyle geldi. Eleştirmenlerden övgü alan bu performansının ardından, Tom Hardy ile birlikte "Taboo" (2017) ve "The Last Post" (2017) dizilerinde yer aldı. Sinemadaki ilk başrol deneyimi olan psikolojik gerilim filmi "Beast" (2017) ile bağımsız sinema dünyasında büyük ilgi gördü. Ancak Jessie Buckley'nin adını tüm dünyaya duyuran ve müzikal yeteneğiyle oyunculuğunu birleştirdiği proje, 2018 yapımı "Wild Rose" oldu. Hapisten yeni çıkmış ve country şarkıcısı olma hayali kuran Glasgowlu bekar bir anneyi canlandırdığı bu filmdeki performansı, ona BAFTA En İyi Kadın Oyuncu adaylığını getirdi.
2019'da HBO'nun büyük yankı uyandıran mini dizisi "Chernobyl"de, radyasyona maruz kalan itfaiyeci eşi Lyudmilla Ignatenko'yu oynayarak izleyicileri derinden etkiledi. Daha sonra Renée Zellweger ile "Judy" (2019) filminde ve Charlie Kaufman'ın yönettiği "Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum" (I'm Thinking of Ending Things) (2020) filminde başrolde oynayarak zorlu ve karmaşık karakterlerin üstesinden gelebileceğini gösterdi. "Fargo" dizisinin 4. sezonunda (2020) canlandırdığı ürkütücü hemşire Oraetta Mayflower karakteriyle de çok yönlülüğünü kanıtladı.
Kariyerinin en önemli anlarından biri, Maggie Gyllenhaal'un yönettiği "Karanlık Kız" (The Lost Daughter) (2021) filmiyle geldi. Olivia Colman'ın oynadığı karakterin gençliğini canlandırdığı bu rolle, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında ilk Oscar adaylığını elde etti. Aynı yıl tiyatroya görkemli bir dönüş yaparak, Londra West End'de sahnelenen "Cabaret" müzikalindeki Sally Bowles rolüyle En İyi Kadın Oyuncu dalında prestijli Olivier Ödülü'nü kazandı. Yakın zamanda "Konuşan Kadınlar" (Women Talking) (2022), "Fingernails" (2023) ve Olivia Colman ile tekrar bir araya geldiği "Wicked Little Letters" (2023) gibi projelerde yer alarak kendi kuşağının en yetenekli oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.
Kayıtlı oyun bulunamadı.
Bu sanatçıya henüz bir ödül verilmemiştir.